Yeni Konular

Annesiz Olmanın Zorlukları

Bundan tam bir sene önceydi her şey yolunda giderken bir gece rahatsızlanan annem tansiyon komasına gitmişti her şeyim yıkılmıştı bir anda ne yapacağımı bilemedim apar topar arabaya bindirip doğru hastanenin yolunu tuttum. Doktorlar olaya müdahale ettikten sonra her şeye hazırlıklı olun demişlerdi haklıydılar da tam on bir gün sürdü yoğun bakımdaydı ne hareket edebiliyordu ne bir şey her şeye hazırlanmıştık artık ben gece duş almak için eve geldim işte tamda o gece duşumu aldıktan sonra bir telefon ve ağlayan bir ses annemizi kaybettik diyordu durmadan defalarca her dediğinde ağlaması daha güçleniyordu işte o anda beynimde şimşekler çaktı her şey birbirine girdi ama artık yapacak bir şey yoktu yapabileceğimiz tek şey onu güzelce son yolculuğuna uğurlamaktı ben en zor anımın annemi kaybetmek olduğunu sanmıştım oysa bütün zorluklar o geceden sonra başladı psikolojim tamamen bozulmuştu okul hayatımda her şey birbirine girmişti, Evde yemek pişmiyor  işin kötü yanı evimizden çıkmayan misafirler ve akrabalar evimize uğramaz oldular neredeyse terk edildik denebilirdi. Duvarlarla konuşmaya derdimi resimlere anlatmaya başladım her anne diyen çocuğun sesinde içim sızlıyordu her evimin sokağına girişimde gözümde cenaze arabasının geldiği sahne yaşanıyordu ve sanki otuz yıl  ama en kötüsü de daha yaşım on sekizdi ona en çok ihtiyacım olduğu zamanlardı ve o son nefesini vermiş ve bizleri terk etmişti. Herkes için mutlu geçen günler benim için cehennem oluyordu herkes güldüğümü düşünürken benim her kahkahalarımın ardında yalnızlığımın çığlıkları vardı oysa yaşım daha on sekizdi. Bir yandan da çalışıyordum fakat her gecem gündüzüm cehennem ateşi gibi içimi yakarak geçiriyordu uyku düzenim bozulmuş yemek yemez olmuştum daha doğrusu yemek yoktu çünkü yemeği yapacak kimse yoktu tabi bunca şeyleri yaşadığım yetmiyormuş gibi birde babamın zamansız evlilik isteği çıktı başımıza her gecemiz kavga ederek geçiyordu derken okulun bir dönemi bitti herkes karnesini alıp evine ailesine koşarken ben mezarlığa gidiyordum işte o zaman anladım hayatın acımasız olduğunu insanların kendisini en çok sevenlere annesi daha olsa eziyet ettiklerini ve değerlerini onları kaybettikleri zaman anladıklarını ve o anda kendime bir deyimi çok uygun bulmuştum ” öldüğümde mezar taşıma yanacağına hayattayken kalem kaş kara gözüne yansaydım keşke” aslına bakarsanız hikaye daha çok uzun sonuçta koskoca bir seneyi otuz dakikada da anlatamazsınız arada çekilen onlarca yüzlerce sıkıntılar da vardı tabi ama her şeye rağmen dik durmak lazımdı çünkü hayat o kadar acımasızdı ki gardınızı indirdiğiniz anda sizi yere devirmek için mücadeleye başlıyordu.

Hakkında admin

Buna Baktın mı?

YABANCI DİL ÖĞRENME YÖNTEMLERİ NELERDİR?

YABANCI DİL ÖĞRENME YÖNTEMLERİ NELERDİR? Günümüzde, yabancı dili isteyerek öğrenmekten çok zorunda olduğumuzdan öğrenmekteyizdir. Bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.