Baki’nin hayatı kişiliği sanatı ve eserleri

2
17 Kasım 2009 at 16:00  •  Yayınlanan Kültür ve sanat by  •  2 Yorumlar

Türk divan edebiyatının büyük şairlerinden biridir. Kanunî Sultan Süleyman devrinde 1526’da İstanbul’da doğ­du. Asıl adı Abdülbaki Mahmut’tur. Babası Fatih Camii müezzinlerinden Mehmet Efendi’dir. Babası onu saraç çıraklığına verdi. Ama Bakî bu işte çok kalmadan medreseye girerek oku­mağa başladı. Yirmi yaşına gelmeden İstanbul’un çok beğenilen genç şair­lerinden biri olarak ün yaptı. Doğu Seferi’nden dönüşünde Kanunî’ye sunduğu bir kaside ile onun ilgisini çekti (1554). Şeyhülislâm olmak iste­di ama bu isteğine ulaşamadan 1600 yılında İstanbul’da vefat etti. Şairler Sultanı  diye anılan Bakî’nin cenazesine bütün devlet büyükleri, tanınmış adamlar katıldı. Şeyhülis­lâm Sunullah Efendi’nin, musalla ta­şında şairin tabutunun önünde onun şu dizelerini söylediği anlatılır:

“Kadrini sengi musallada bilüp ey Baki Durup el bağlayalar karşında yârân saf saf”

(Ey Bakî! Dostların senin değerini ancak musalla taşında anladılar ve karşında sıra sıra el bağladılar).

 Baki’nin sanatı ve kişiliği

Bakî zevke ve eğlenceye düşkün ol­masına rağmen ölçülü ve hesaplı bir hayat yaşadı. Yükselmek tutkusuyla büyüklere yaranmak için elinden ge­leni yaptı. Ama Kanunî’nin ölümüne yazdığı mersiye, onun hükümdara duyduğu gerçek saygı ve bağlılığı is­patladı. İçtenliği, ifade ve ahenk gü­zelliği ile bu mersiye divan edebiyatı­nın şaheserlerinden sayılır. Divan’m-da bulunan bir dizesinde “Şairler Sul­tanı” diye tanınmış olmasını kastede­rek” bu devirde söz ülkesinin padi­şahı benim” diyen, kaside ve gazel yazmanın kendisine özgü olduğunu söyleyen bu övüngen ve gururlu şai­rin övünmelerinden biri de şöyledir:

«Meddah olalı çeşm-i gazalarıma Baki öğrendi gazel tarzını Bumun şuarâsı»

(Bakî onun ahu gözlerini övmeğe, onlar için şiir yazmağa başlayalı be­ri, Osmanlı şairleri gazelin ne olduğu­nu, nasıl yazılacağını öğrendiler).

Hicviyeleri ile ünlenmiştir.Mesnevi yazmadı. Başarılı kasideleri de olmasına rağmen gazel şairi olarak tanındı. Dünyanın geçiciliğinden yakınan, okurları aşk ve şarabın tadını çıkarmaya çağıran gazelleriyle ünlendi. Şiirlerinde tasavvufi değil, dünyevi aşka önem daha çok önem verdi. Mersiye, methiye ve fahriyelerinde içten ve abartısız bir anlatım kullandı. Edebiyatta geleneklere bağlı kaldı ama şiir diline yeni bir düzen ve akıcılık getirdi. Nazım tekniğini geliştirdi, birçok büyük şairin “kaçınılmaz” olarak gördüğü nazım kusurlarından kurtulmayı bildi. Çağdaşı şairlere göre daha sade ve anlaşılır bir dil seçti. Biçim açısından kusursuz şiirleri, duygu ve anlam bakımından Fuzûlî’ninkiler kadar derin, Nevî’ninkiler kadar içten bulunmaz.

Eserleri, 16’ncı Yüzyıl Osmanlı toplumunun beğenisine uygun, sanat incelikleri ve hayal güzellikleri ile doludur. Duru ve temiz bir İstanbul lehçesinin yanı sıra şiirlerinde halk deyimleri ve söyleyişleri de kullandı. Divanı Kanuni Sultan Süleyman döneminde hazırlandı. Ama bu divan bütün şiirlerini kapsamaz. Başında manacaat ve na’t bulunmayan divanında 27 kaside, 2 terkib-i bend, 1 terci-i bend, 7 tahmis, 619 gazel, 24 kıta, bir tarih ve 38 müfred yer alır. Çevirileri ve dinsel konularda eserleri de var.

Başlıca eserleri: Dîvân (4508 beyitlik, en önemli eseri), Fazâ’ilü’l-Cihad , Fazâil’i-Mekke , Hadîs-i Erbain Tercümesi , Kanuni Mersiyesi 

2 Comments

  1. mücahit / 02 Mart 2010 at 14:29 /

    dehşet

  2. müzeyyen / 14 Şubat 2014 at 20:28 /

    abi çok iyi yaaaaa :))

Bir yorum yazın

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Maçlar hangi kanalda Eylül 2014