Yeni Konular
Anasayfa / Eğitim - Bilgi / Kayıp Bir Kent : Pompei

Kayıp Bir Kent : Pompei

be490614de6e468f76ff36fad25f52d9Bir grup işçi 1594 senesinde Sarno nehrinin suyundan yararlanmak amacıyla kanal çalışması yaparken üzerinde bazı yazıların bulunduğu taştan yapılmış iki tabela bulurlar.Ancak bu yazıların üzerine fazla gidilmemiştir.Olayın üzerinden tam 145 yıl geçer ve 1739’da Napolili bir mühendis Joaquin de Alcubierre,bölgeye bir yeraltı tüneli açmak için barut fıçılarını oraya yerleştirir.Ancak fıçıları koyduğu yerin ise M.S.79 yılında bir yanardağ patlamasıyla haritadan silinmiş olan kayıp antik Pompei kentinin tam da orta yeri olduğunun farkında değildir.Bir kaç gün içinde de bu bölgede çeşitli duvar fresklerine ve kollarında bir çuval altın tutan taşlaşmış insan cesetlerine rastlar.Alcubierre tarafından bulunan bazı eşya ve kalıntılar da Napoli Kralının hazinesine yollanmış ardından da iş arkeolojik bir kazıya dönüşmüştür.

ZLog5k
1763 senesinde Alman tarihçi ve arkeolog Johann Joachim Winckelmann,bölgeyi kazmayı kafasına koymuş ancak bu alana girmesi ve kazı çalışmasında bulunması krallık tarafından yasaklanmıştır.Ancak çalışmalarını yine de sürdüren Winckelmann,Pompei kentinin krokisini çizerek,orada gördükleri hakkında detaylıca bir rapor bile hazırlamıştı.Trieste’deki bir handa bir kaç haydut tarafından öldürülen Winckelmann’ın bu raporu ve krokisi kendinden sonraki araştırmacılar tarafından ele geçirilir.Ancak uzun yıllar boyunca Pompei yarı kazılmış bir halde akıbetini bekler.

VlW5QP
Antik kentin incelenmesi yolunda engel teşkil eden Napoli’deki mevcut hanedanlık el değiştirince kent İtalyan arkeolog Giuseppe Fiorelli’nin uzman araştırmalarına bırakılır. Fiorelli,planlı ve sistemli şekilde hareket edip kentin krokisine göre bazı kazılara başlamıştır.Pompei’nin sokaklarını,meydanlarını,büyük çarşısını,çarşısını,tapınaklarını ve mahkeme salonlarını gün yüzüne çıkartmıştır.Arkeolog Amedeo Maiuri,bölgedeki kazıları devir alana kadar gömülü kentin 3’de 1’i tüm detaylarıyla ortaya çıkarılmıştır.

1YOmpG
20.yy sonlarına kadar devam eden arkeolojik kazılar neticesinde topraklaşan kül tabakası altındaki antik kent Pompei’de eşsiz bir sanat ve mimari de ortaya çıkmıştır.Milattan önce kağıt bulunamadığı için haberler,bildiriler ve ilanlar mecburen duvarlara yazılırdı.Pompei kentinin harabelerinde de duvarlara yazılmış Latince ve Yunanca dillerine ait bazı bildiriler ve olaylar bulundu.Ayrıca Greko-Romen resim sanatına ait en güzel örneklere rastlayan arkeologlar,Pompei kentini çevreleyen bu duvarların arasındaki kalan zengin kentte bulunan ve neredeyse her evin içindeki duvarlarda mitolojik karakterlerin,meleklerin ve erotizm barındıran çeşitli resimlerin varlığını da fark ettiler.Bununla birlikte birbirinden güzel manzara ve savaş resimleri veya kombine edilmiş duvar renkleri yine Pompei evlerinin ilginç özelliklerinden biriydi.Ayrıca pek çok açık hava tiyatrosu,konser salonu,hayvanat bahçesi,bar,bakkal,fırın,kasap,antik Roma’ya ait hükümet binası gibi yapılar da burada bulunmuştur.Günümüzde graffiti olarak adlandırılan çeşitli çizim tekniklerinin ilkel halini Pompei’nin surlarında görmek mümkündür.Bazı evlerin içerisinde veya bahçesinde bile havuz bulunmaktadır.Evlerde aile tanrılarının bazı heykelleri de bulunmaktadır.Bütün bu özellikler antik kent Pompei’nin merkezi bir kültür ve eğlence kenti olduğunu da ortaya koymaktadır.
Pompei’deki kazılar sonucu bulunan trajik unsurlar da vardır.Kentin her alanında yanardağdan yükselen metrelerce yükseklikteki lav dalgasının altında kalmış insan cesetleri bulunmuştur.Cesetlerin duruş biçimleri de çok şaşırtıcıdır.Kimi kıvranarak yerlerde sürünür haldedir,kimi bir şeyler taşırken veya altınlarını korumaya çalıştığı esnada lav altında kalmıştır.Bazıları cinsel ilişkiye girdiği an hayatını kaybetmiş bazısında kentin surlarından çıkmasına metreler kala ölmüştür.Her tarafta can çekişirken hayatını kaybetmiş ve taşlaşmış insan kalıntılarıyla doludur.

P5J477
Güney İtalya tarafında bulunan Pompei,Romalı zengin ailelerin yaz aylarını geçirdikleri ve nüfusu 20 bin olan eski bir antik kentti.Rengarenk dükkanları,mermerden villaları,yeşillikler içindeki bahçeleriyle farklı bir yerdi.Tüccarların da uğrak yeriydi.M.S. 79 yılının 24 Ağustos günü sabahı 07.30 ile 07.45 saatleri arasında şehir çok korkutucu bir depremle uyandı.Yüzlerce yıldır uyuyan Vezüv yanardağı korkunç bir patlamayla metrelerce yükseklikteki lav ve kül dalgasının kente yağmasına neden olmuştu.Vezüv’den kente doğru akan lav ve ateşler,kuşlardan başlayarak tüm hayvanları ve insanları da telef etmişti.Tüm kent lavlar altında kalmadan evvel dağdan fışkıran taşlar ve büyük kayalar kentin her yerine havadan yağıyordu.Kısa bir sürede de binlerce insanla birlikte tüm şehri yutan lavdan kurtulan az sayıda insan ise şans eseri ve hızlı davrandıkları için nehir kıyısında olan bazı kayıklara binerek bu acı felaketten uzaklaşabilmişlerdi.

Hakkında admin

Buna Baktın mı?

Estonya İnternet Çağı ve Gelişimi

Daha çok geçmişiyle tarihiyle savaşta barışta Estonya’ yı değil de 2000 yılında attıkları en radikal …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.