Yeni Konular
Anasayfa / Eğitim - Bilgi / Biyografiler - Ünlüler / Mimar Sinan Kimdir Biyografisi Mimarisi

Mimar Sinan Kimdir Biyografisi Mimarisi

Mimar Sinan
Mimar Sinan

15 Nisan 1489’da doğmuştur. 17 Temmuz 1588 vefat etmiştir. 99 yaşına kadar yaşamıştır. Kayseri’de doğmuş, İstanbul’da vefat etmiştir.

Mimar Sinan, Koca Sinan diye de hatıralan, Kanuni Sultan Süleyman dâhil olmak üzere üç kocaman Osmanlı padişahı çağında yaşamış, dünyanın en kocaman mimar ve mimari sanatçılarındandır.

Mimar Sinan'ın Doğdur Kayseri Ağırnas Köyü Maketi
Mimar Sinan’ın Doğdur Kayseri Ağırnas Köyü Maketi

Mimar Sinan, 1490’da Kayseri şehrindeki Ağırnas köyünde doğmuştur.
Yirmi İki yaşına geldiğinde, Yavuz Sultan Selim hükümdarlığı zamanında başlatılan ve Rumeli’de meydana geldiği Anadolu’dan da asker devşirmeyi öngören yepyeni tek uygulama sebebiyle İstanbul’a gelişinin sonrasında, silahlı güce asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı’na giren ve dülgerliği öğrenen Sinan, burada, mimari işlerinde de vazife alırken, dönemin önde iştirak eden mimarlarının yakınında iş fırsatını da ele geçirdi.

Mimar Sinan Cami Yapıtları
Mimar Sinan Cami Yapıtları

1514’te Çaldıran Savaşı ve 1516 – 1520 aralarında yapılmış olan Mısır seferlerinden ardından, İstanbul’a dönüşünün sonrasında Yeniçeri Ocağı’na edinilen Sinan, Kanuni çağında, 1521’de katıldığı Belgrad, 1522’deki Rodos seferlerinden sonrasında subaylığa yükseldi.

1526 senesinde, yaya başı olarak çıktığı Mohaç seferinden sonrasında, cephane sorumlusu misyonu verilen Mimar Sinan, 1529’da Viyana, 1529 – 1532 aralarında Almanya, 1532-1535 aralarında da Irak’a tertip eden, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı.

Son Bağdat defasında, Van Gölü’nün üstünden geçecek üç geminin üretimini başarıyla tamamlaması, Sinan’a Haseki unvan ödülünü getirdi.

1536’da Pulya çıkartmalarının sonrasında çıkılan, 1538 senesinde ki Moldova defasında, Prut Irmağı üzerinde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Yüksek Tekke Mimarları Başkanı meydana gelen ve 1539’da, Mimar Acem Ali’nin ölümü üstüne onun mahalline Saray Baş mimarı oldu. Sinan, ölümüne yakın, güncel hükümet sisteminde bayındırlık bakanlığı ismini almış bu görevi devam ettirdi.

Mimar Sinan Heykeli
Mimar Sinan Heykeli

Daha ardından silahlı gücün yapı ihtiyacını karşılamaya yönelik kollarda çeşitli görevler üstlenen ve bu çalışmalarıyla dikkat çeken Sinan, katıldığı yapım ve yenileme çalışmalarıyla ve orduyla beraber sefere gittiği yerlerde gözlemlediği çeşitli yapı yapılarla kendini eğitti.

Osmanlı’nın en kuvvetli döneminde hayatını sürdüren ve Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat’ta dâhil olarak, 3 sultan döneminde mimarbaşılık eden Mimar Sinan, imparatorluğun güç yapısını betimleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında en kocaman rolleri üstlenmişti.

04-07-2015_134938

Elli seneye yakın vakti içeren, Osmanlı Devleti’nde yaptığı mimarlık misyonu süresince, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle, doruğa taşıdığı Osmanlı belediye Türk mimarlığının bireşim sürecini bitirerek, arayış aşamasından, klasik döneme geçiren ve hem bir Doğu, hem bir Batıyla ilişki içerisinde oluyor . Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı belediye Türk İslam mimarlık bileşimi ortaya çıkaran Mimar Sinan, birçoğu İstanbul’da meydana iştirak eden, cami olarak 84 yapı, mescit olarak 52 inşa, medrese olarak 57 yer, 7 adet okul – darülkurra, Türbe olarak 22 inşa, imaret olarak 17 ve 3 darüşşifa, 7 su karayolu kemeri, 8 tane köprü, 20 tane kervansaray, 35 adet köşk ve saray, 6 ambar inşası ve mahzen, 48 adet hamam ve kayıt edilmeyenler ile birlikte , 350 yi aşkın yapının başı mimarlığını üstlendi.

Yeniçeri silahlı gücünde bir ordu olarak değil, istihkâm işlerinin yönetim ve tasarımından sorumlulukları olan olarak vazife yapan Mimar Sinan’ın önce eseri , 1536 belediye 1537 içinde yaptığı, Halep’teki Hüsreviye Camisi’dir. İstanbul’daki önce eseri 1539’da yapılan Haseki Külliyesi meydana iştirak eden Sinan’ın, mimarbaşı olduktan sonraki önce kocaman ve mühim eseri ise, 1543 belediye 1548 yılları içinde yapılmış olan , kendisinin çıraklık çağı eseri olarak tanımladığı dönemde yaptığı, 4 ayağın taşıdığı ve 4 1/2 kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülü meydana iştirak eden , içerde daha aydınlık bir mekan yaratmanın hedeflendiği ve harici görünümün kitlesel tesiri azaltılan, İstanbul’daki Şehzade Mehmed Camisi’dir.

Daha Hemen Ardından yaptığı, Üsküdar’daki Mihrimah Padişah Camisi’nde, 1/2 kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha huzurlu bir iç mekan elde etmeyi deneyen Sinan’ın, kalfalık çağı eseri olarak adlandırdığı, Osmanlı belediye Türk mimarlığının en mühim yapılarından biri meydana iştirak eden Süleymaniye Camisi ve Külliyesi’nin yapımında, İstanbul’daki Bayezid Camisi’nde kullanılan taşıyıcı sistem tekrarlanarak, 4 ayak üzerine oturan kubbe, mihrap istikametindeki 1/2 kubbelerle desteklenmiştir.

Süleymaniye, Ayasofya ile ortaya çıkan strüktür probleminin, Sinan aracılığıyla 2. defa elden geçirilmesidir.Darüşşifası, Darülkurrası hamamı, imareti, 6 medresesi, dükkânları ve Kanunî Süleyman ile Hürrem Padişah’ın türbeleriyle kocaman bir sahaya dağılmış şehirsel bir aranjman ve Türkler’in dinsel yapılara yaşamsal hizmet yapısı muhtevası katmalarının en mühim örneği kabul görmüş Süleymaniye’de, kubbe ve 1/2 kubbeler, yüklerini, uygun yapıları ile bir sonraki döneme iletmiştir. Çağın ön kısmında iştirak eden tüm sanatçılarının katkıda yer aldığı ve İstanbul’un Haliç’e doğru bakan tepelerinden birinde bulunan bu yapı, her detayı ile bir tüm olarak ele alındı ve 7 seneden az bir zamanda inşa edilerek verilerek, Sinan’ın mimarlığının yanında, etkinlik ve örgütlemedeki becerisini de gösterdi.

Sinan, ustalık çağı eseri olarak belirttiği, Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık birleşiminin dilini anlatan, kaidelerini tespit eden çok mühim bir başyapıt meydana gelen Selimiye Camisi ile İstanbul şehrindeki Rüstem Paşa Camisi’nde çözümlemesinde kubbeyi sekizgen bir plan üzerine oturtma sorununu bir daha ele alarak uyguladı. 31 metreyi geçtiğimiz çapı ile, en kocaman kubbesini inşa eden Sinan’ın, külliye’nin diğer yapılarını camiye göre arka tasarıda tuttuğu Selimiye, strüktür mekân yapısı, oranlamaları ve süsleme işlemeleri ile Osmanlı’nın en mühim mimari yapılarının başında gelmektedir.

1557’de bitirdiği ve kendisine “Koca” unvanını getiren, Süleymaniye Camisi, Mimar Sinan’ın şaheseridir.

Sultan III. Murad çağında Mekke’nin onarımı amaçlı Hicaz’a sevk edilen Sinan, 1573’te bitirdiği, Kasımpaşa’daki Kaptanıderya Piyale Paşa Camisi’nde eskiyen Ulucamilerin planına dönüş inşa ederek , tesis çağının özellikleriyle, uzunca mimarlık yaşamı süresince edindiği tecrübelerin sentezini uygulamıştır.

Birden çok eskiyen yapının onarımı ve restorasyonunda da vazifeler alan Mimar Sinan, tüm yaşamı süresince, Ankara, İstanbul, Edirne, , Kayseri, Manisa Erzurum, Çorum, Bolu, Gebze, Lüleburgaz, Kütahya, Bolvadin, Baba eskiyen, Çorlu, , vb. Anadolu kentleriyle, Şam, Halep, Sofya, Hersek, Rusçuk, Budin benzeri, imparatorluğun her yanına yayılmış topraklarda suyolları, çeşmeler, camiler, külliyeler, medreseler inşa etti. Bu yapıların bazılarının inşasında bizzat bulunmasa bile, talebelerini ya da kendine ilişkili mimarlar grubunu bu görevleri vermiştir.

Her zaman işleve, taşıyıcı sisteme, yapının yer aldığı yere göre en uyumlu olacak şekli araştıran Sinan’ın türbeleri, bu denemeci tutumunu diğer işlevlerde de sürdürdüğü fikir tarzını yansıtır. Sinan’ın yapılarının, yola çıkma noktası biçim ve plan şemaları meydana gelmesine karşın, bunlara sert bir şekilde bağlı kalmayan, şartların gerektirdiği yerlerde yepyeni biçimlere yönelen ve böylelikle eskiyen ile yepyeni içinde bir sentez oluşturabilen Sinan’ın yapıları, mimarlık durumundan meydana geldiği civarı mühendislik durumundan da ehemmiyete sahiptir.

Bu tarzı ile “ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran, dünyadaki mimarların ve zaman içerisinde yer meydan mühendislerin başı” halinde hatırlanan Sinan’ın yapılarının yarısından fazlasının, 400 yıl ardından bile sağlam ve işlevsel duruyor, üstelik kullanılıyor olması, onların taşıyıcı sistemlerine dışında temel yapılarını da itina gösterilmiş olmasındandır.

Mimar Sinan’ın klasik dönem olarak isimlendirilmiş mimarlık zihniyeti Ayas, Şecca, Acem Ali, Minik Sinan, Davut Ağa, Ahmet Ağa, Kemalettin, Yusuf Mehmet Ağa, Süleyman Ağa, Muslihittin, Hüseyin Çavuş, Hacı Hasan, İbrahim benzeri mimarlar ile de devamı sürdürülmüştür.

İstanbul’un su meselesini çözme işinin verildiği Sinan’ın mühendisliği yanısıra su yolları ve köprüleri yaparken meydana çıktı. Bentleri, tünelleri, su yolları ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve dağıtım yapıları ile, uzunluğu 50 kilometreyi aşan ve Kırkçeşme isimiyle hatıralan su yapılar inşa eden Sinan, bu yapıların bazılarında vaktin mühendislik bilgilerini de aşan farklı tasarımlara imzasını attı .

Mimar Sinan yapım yöntemlerinin, mimari malzemeleri ve mahalli belediye abuhavasal şartlarla uyum içerisinde meydana getirmiştir. Çağında, meydana çıkan biçimler, toplumun kocaman bir çoğunluğunca benimsenen sembollere dönüşmüştür. Mimarlığı uyumlu ve bizzat içerisinde meblağlı bir birleşime götürme yolundaki çalışmaları, yapıya katkıda yer almış diğer sanatları da etkileyerek, imparatorluğun her yerinde ki mimari eylemleri yönlendirici oldu.

Selçuklu ve erken Osmanlı dönemlerine mukayese et daha rasyonel ve ölçülü meydana gelen, gerçekçiliğe, yalın ve tam olarak anlatıma dayanan Osmanlı klâsik mimarisi, kendine güvenen, kabiliyetli ve profesyonel bir mimar meydana gelen Sinan’la doruğa çıktı ve 50 senede meydana gelen bu stil , Osmanlı’nın siyasal ve uyumlu fiyat gücünün zirvede meydana geldiği dönemi ile benzer zaman diliminde, Mimar Sinan’ın dehasıyla orijinal ve evrensel bir ifadeye kavuşarak, hayat bulmuştur.

Hünkâr, paşalar ve bilhassa saraya damat meydana gelen zengin vezirler aracılığıyla, siyasal gücün arabayı olarak kullanılan anıtsal mimari desteklenmesiyle, Mimar Sinan’a ilişkili meydana gelen Hassa Mimarları Ocağı, devletten her çeşitli yardımı görerek, huzurlu bir ortamda iş imkanı buldu ve anıtsal yapılar çok kısa süreler içerisinde inşası gerçekleşti.

O dönemdeki Avrupa’da, Roma’da inşası 160 sene devam eden San Pietro Katedrali ve Londra’da, Sir Christopher Wren aracılığıyla , 40 senede tamamlanabilen St. Pauls Katedrali göz önünde bulundurulduğunda, Sinan’ın, İstanbul’daki Süleymaniye Külliyesi’ni 7, Edirne’deki Selimiye Camisi’ni de 6 senede bitirmiş olması, 16. Asır Osmanlı mimarlık ve mimari müesseselerinin çabuk ve verimini ispat eder .

17 Temmuz 1588’de İstanbul’da can verdiğinde sonrasında onlarca mimari yapıt bırakan Mimar Sinan’ın beyaz taşlı, yalın bir mimari meydana gelen türbesi, Süleymaniye Külliyesi’ndeki, Haliç duvarının önündedir.

Mustafa Kemal Atatürk, yapılarının tesiri ölümünden ardından da devam eden ve her dönemde prestijini savunan Mimar Sinan’ın, biyolojik olarak araştırılmasını ve bir heykelinin yapılmasını talep etmiştir.

1982 yılında, yapılan İstanbul Hükümet Güzel Sanatlar Akademisi olmak üzere inşa edilmiş üniversiteye onun ismi verilmiştir. (Mimar Sinan Üniversitesi)

Mimar Sinan Yapıtlarından Örnekler

Mimar-Sinan-Yapitlari-1 Mimar-Sinan-Yapitlari-2 Mimar-Sinan-Yapitlari-3 Mimar-Sinan-Yapitlari-4 Mimar-Sinan-Yapitlari-5 Mimar-Sinan-Yapitlari-6 Mimar-Sinan-Yapitlari-7 Mimar-Sinan-Yapitlari-8 Mimar-Sinan-Yapitlari-9 Mimar-Sinan-Yapitlari-10 Mimar-Sinan-Yapitlari-11 Mimar-Sinan-Yapitlari-12 Mimar-Sinan-Yapitlari-13

 

Hakkında admin

Buna Baktın mı?

Mencius ve Felsefesi

Mencius ve Felsefesi

Mencius MÖ 372-289 yılları arasında bugünkü Shandong Eyaleti sınırları içerisinde yer alan Zou bölgesinde yaşadı.Babasını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.