Yeni Konular
Anasayfa / Eğitim - Bilgi / Sınav Mı? O da Neymiş

Sınav Mı? O da Neymiş

Sınav Mı? O da Neymiş
Sınav Mı? O da Neymiş

Yükseköğretime geçiş sınavının yaklaştığı şu günlerde tüm gençlerimiz de aynı zamanda sınav stresinin içine girmiş bulunmakta. Ne yazık ki geleceğin, birkaç saat ile ölçüldüğü bir gerçek. Tüm hayallerin bir gerçeğin içine hapsolması belki de. İlk başta meslek seçimi konusunda kurulan hayaller, sınav sonrasında çekilen puana göre şekil değiştirmekte. Artık hayale göre değil de puana göre bir gelecek söz konusu olmakta. Hal böyle olunca da hevesle okunan bölümler, sevilerek yapılan meslekler ve uzmanlıkla yapılan işler arka planda kalmakta. Tabi ki bu durumun tersi de mümkün. Biraz da şans faktörünün etkili olduğu söylenebilir. Nice çalışkan gençler heyecandan ve yaşadıkları stresin etkisiyle önlerine sınav kağıdı geldiğinde sanki aylarca belki de yıllarca çalışan kendisi değilmiş gibi tüm soruları yabancı görebilmektedir. İşte bu durumu yaşamamak için kişinin kendini telkin edebilmesi çok önemlidir. Sınavın bir son değil aksine bir başlangıç olacağına kendisini inandırması gerekir. Bu süreçte ailenin de rolü çok büyüktür. Çocuklarının her daim yanında olmaları gerekir. Önce kendileri inanıp sonra çocuklarını inandırması güzel sonuçları da beraberinde getirecektir. Eğer kesinlikle kazanmaları ve girecekleri sınavın son bir çare olduğunu çocuklarına yansıtırlarsa, bu gençler kendilerini baskı ve korku altında hissederek bildiklerini bile unutabilirler. Fakat her ne sonuç olursa olsun her zaman bir şansları olduğunu ve hep onların yanında olacaklarını hissettirirlerse, faydalarını her şekilde göreceklerdir. Belki sınav sonucu olarak değil ama çocuklarının ruhsal sağlığını ve bir daha deneme heveslerini koruyabileceklerdir. O yüzden bu süreçte anne babaya birçok görev düşmektedir. Aslında bu görevden ziyade aile olmanın bir gereğidir.

Gençlerimize gelince hiç korkmasınlar. Nice gençler çocuk denecek yaşta büyük sorunlarla karşı karşıya kalmakta. Ona rağmen yenilmemekte ve dimdik ayakta durmaktalardır. İşte onları örnek alarak bu sürece başlayabilirler. Sonrasında yoruldukları anda hayallerini hatırlamalılar. Hayal etmek başarıya götüren en büyük etkendir. Eğer bir hayal bir amaç olmazsa ucunda, sadece kurstan kursa koştururlar. Olsa da olur olmasa da olur durumunu yaşarlar. Hayal mı edemiyorlar? Umutları mı yok? İşte o zaman rol model aldıkları kişilere bakmaları gerekir. Umut etmeli, hayal kurmalı ve başarıya doğru koşmalı. Yoruldukları noktada mola vermekte çekinmemeli. Kendilerine iyi gelen ne varsa onları yapmaya devam etmeli. Bir film seyretmek, tiyatroya gitmek ya da sadece gezmek, tercih onlara kalmış. Yeter ki motive olacakları şeyi iyi bilsinler. Bu da kendini çok iyi tanımaktan geçer. Kişinin kendisine boş zaman ayırması çok önemlidir. Bu boş zaman kişiye yeniden başlama gücü verir. Kişiye nefes aldırır. İşte sınav gibi bir sürecin içerisine girenler bunu göz ardı etmemeli, çalışma ve boş zaman yaratma dengesini kendinde çok iyi kurmalıdır.
Peki bu sınav sürecini olumlu sonuçlandırabilmek ve stres kontrolünü sağlayabilmek için neler yapılmalı? Öncelikle bir plan oluşturulmalı. O hazırlanan plana ise mutlaka sadık kalınmalı. Bu planın içerisinde ne zaman hangi dersin çalışılacağı, hangi konularda kişinin kendini daha fazla geliştirmesi gerektiği, sabah saatlerinde mi yoksa gece yarılarında mı daha iyi çalışılacağına verilen karar ve boş zaman aktiviteleri mutlaka yer almalıdır. Plan hazırlandıktan sonra:
Kişi öncelikle beslenmesine dikkat etmeli. Beyni uyuşturacak, hafızayı zayıflatacak besinlerden kaçınmalı.
Spor yapılmalı. Sağlam kafanın sağlam vücutta bulunacağından hareketle hem kişi kendine zaman ayırmış olacak hem de derse daha iyi adapte olmasını ve stresle baş edebilmek için gereken nefes kontrolünü de sağlamış olacaktır.
Sabah erken vakitlerde kalkmaya özen göstermeli. Böylece koca bir gün kazanmış olacaklardır.
Uyku ne az ne de çok olmalı. 7-8 saat o yaşlar için yeterli olacaktır.
Gece çalışmayı sevenler için atıştırmalıklar kişinin yanında mutlaka bulunmalı. Ama bu atıştırmalıklar hazmı zorlaştırmamalı.
Ders çalışırken birçok kişi tarafından çay, kahve fazla miktarda tüketilecektir. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu hatırlayarak taze sıkılan meyve suları da tercihlerinin arasında olmalıdır.
Her dersten kursa giderek harcanan zaman hem kişiyi yoracak hem de kendi çalışması gereken süreyi azaltacağından, kişinin en çok zorlandığı derslerden kurs alması kendisi için daha yararlı olacaktır.
Küçük bir oda dahi olsa kişinin yalnız başına kalabileceği, rahatlıkla ders çalışabileceği bir ortam mutlaka sağlanmalı.
Televizyon izlemek için zaman ayrılmalı fakat televizyon karşısında soru çözülmemeli.
Geceleri yatmadan evvel kısa bir süre dahi olsa kişinin bilincinde kalması açısından derse bakılmalı.
Kişi yorulduğu zaman dersin üstüne gitmemeli o an bırakıp kendisine iyi gelen şeyi yapmalı.

Motive edici filmleri izlemek bu süreçte iyi gelecektir.

Bol bol temiz hava alınmalı. Fazla sıcak ortamdan kaçınılmalı.

Ders sürecini hallettikten sonra sıra stres kontrolünde. Bakalım bu süreçte neler yapılmalı:
Oksijenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatarak öncelikle kişinin doğru bir şekilde nefes almasının öneminin kavranmasında fayda vardır. Aynı bebeklerin nefes alışverişleri gibi, bir çiçeği koklar gibi burundan nefes alıp ağızdan verilmeli. Diyafram nefesi, stres kontrolü açısından yararlı olacaktır. Eğer kişi diyafram nefes çalışmasını yapamıyorsa mutlaka uzman birinden yardım almalı. Stres kontrolüyle birlikte doğru nefes alışının kişi sağlığı açısından ne kadar önemli olduğu hissedilecektir.

Kişi kendine mutlaka her şeyin güzel olacağına dair mesajlar vermeli. Çevresinde olumsuz düşünen kim varsa onları duymamazlıktan gelmeli daha da ileri giderlerse görüşmeyi hiç olmazsa yaşanılan süreçte kesmeli.

Herkesin kendisiyle aynı durumda olduğunu, herkesin bu süreçlerden geçtiğini hatırlayarak kendisini rahatlatmalı.

Kişi stresin tam tanımını kendine yapmalı. Bu stresi konuları az bilmekten mi? Yoksa çalışamamaktan mı? Yahut heyecandan mı? Önce kişi bunun cevabını bulmalı. Daha sonra bulduğu cevabın çözümü için çalışmalı.

Negatif düşünmeye başladığı an hemen bir aktiviteyle ilgilenmeli.
Kendi için bir şeyler yaparken aynı zamanda başkaları içinde bir şeyler yaparak onun dayanılmaz mutluluğunu ve rahatlığını yaşamalı.

Yürüyüşler sadece spor amaçlı değil de, sokakta görülen bir yaşlıya yardım, sevgi bekleyen hayvanlara küçük dokunuşlar için yapıldığı zaman kişi sanıldığından daha mutlu olacak ve üzerindeki tüm negatifliği atacaktır.

Negatiflik demişken çıplak ayakla toprağa basmak, yüzmenin rahatlatıcı etkisini kullanmak kişi için yararlı olacaktır.

Alkol, sigara gibi bahanelerin arkasına sığınılmamalı ve içilen ortamlardan mümkün olduğunca uzak durulmalı.
Kendi sorumluluğumuzu başkasına yüklemekten kaçınmalı, mümkün olduğunca çevremizdeki kişilerle olumlu ilişkiler kurulmalı.

Olumlu ilişkilerden kasıt, bizi kim rahatlatıyorsa aslında onunla vakit geçirmek belki de bir yükten kurtaracaktır hepimizi. Muhabbetinden hoşnut kalınan kişinin bir gülüşü, bir şakası ya da tavsiyeleri belki de hayatımızın dönüm noktası olacaktır.

Daha bunlar gibi birçok madde sıralanabilir. Önemli olan bu maddeleri hayatımıza ne kadar geçirebildiğimizdir. Unutulmaması gereken en değerli şey ise öncelikle kişinin kendi öneminin farkına varmasıdır. Daha sonra bir amaca tutunması ve gereken çabayı sağlamasıdır. Sonuç ne olursa olsun yaşanılan stresin kişinin kendi sağlığına yaratacağı olumsuz etkiler unutulmamalı, kişi mümkün olduğunca kendini rahatlatmalı, spor yapmalı ve yaşadığa hayata bir daha sahip olamayacağını hiç aklından çıkarmamalıdır.

Hakkında admin

Buna Baktın mı?

Estonya İnternet Çağı ve Gelişimi

Daha çok geçmişiyle tarihiyle savaşta barışta Estonya’ yı değil de 2000 yılında attıkları en radikal …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.