Yeni Konular
Anasayfa / Eğitim - Bilgi / Biyografiler - Ünlüler / Son Sultan Vahdettin Han

Son Sultan Vahdettin Han

Son Sultan Vahdettin HanSon Osmanlı Padişahı ve Halifesi Sultan Vahdettin Han hakkında bilmediklerimiz …

SON OSMANLI  SULTANI VE HALİFESİ SULTAN VAHDEDDİN HAN

“Osmanlı devlet sistemi ve saltanat kanunu muvacehesinde ve İslam hilafet sisteminin tarihi seyri içinde incelendiğinde son sultan ve halife sıfatını Sultan Vahdeddin Han taşımıştır. Son halife kabul edilen Abdülmecid Efendi ise hilafet makamının bütün salahiyet ve kudretini elinde bulunduramadığından ve memur olarak tayin edildiğinden halife sıfatını kâmil manada haiz değildir. Osmanlı Devleti’nin oyuz altıncı ve son padişahı olan Sultan Vahdeddin Han zamanında Osmanlı saltanatı ilga edilmiş ve hanedan yurt dışına sürülmüştür. İttihat ve Terakki’nin 1909’dan 1918’e kadar devleti sürüklediği felaketler neticesinde Osmanlı Devleti Anadolu içinde küçük bir toprak parçasına hapsedilmiş ve neticede devlet yıkılışa sürüklenmiştir. ”

Osmanlı Devleti’nin en sarsıntılı ve son döneminde Sultan Vahdeddin padişah olmuştur.

Sultan Vahdeddin’in tahta çıkışı elbette ki en buhranlı devre tekabül etmiştir.

“Sultan Vahdeddin, Veliahd Yusuf İzzeddin Efendi’nin 1916’da katledilişinden sonra Osmanlı tahtının varisi olmuştu.”

Sultan Vahdeddin, hanedandan gelen üstün meziyetlerine rağmen, devletin bulunduğu durumun getirdiği bahtsızlıkla tahta geçmiştir.

“İyi bir tahsil yanında iyi derecede Arapça ve Farsça öğrenmişti. İslam fıkhını çok iyi bilirdi. Bu ilme ait hususlara da vâkıftı. Okuduğunu iyi anlar, fikirlerini kâğıda dökmekte hiç güçlük çekmezdi. Yazı ve imlâsı çok düzgündü. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinde dünyayı tanımış, yabancı devletlerin Osmanlı üzerindeki emellerine vâkıf olmuştu.”

“Sultan Vahdeddin’in zekâsı ve çabuk anlama kabiliyeti hususunda

umumî bir ittifak vardır.”

Sultan Vahdeddin, tahta çıktığında Osmanlı’nın çoktan sesi soluğu kesilmiş, eski halinden eser kalmamıştı.

“Şehzadeliğinde, Avusturya İmparatoru Franz Joseph’in cenazesine katılmak üzere resmi sıfatla Avusturya ‘ya gitmiş ve orada devleti fevkalade bir şekilde temsil etmişti. Saltanata geçtiğindeordu donanmaya muazzam ifadelerle dolu bir Hatt-ı Hümâyun göndererek Başkumandanlığı üzerine aldığını bildirmişti. Sultan Vahdeddein Han’ın cülûsu, İttihad ve Terakki komitesinin bir cehennem hayatını andıran müthiş baskısından ve devamlı surette gelen harp felaketlerinden artık bitkin bir hale gelmiş olan halk arasında büyük ümitler uyandırmıştı. Bu sebeple bilhassa tahta çıkar çıkmaz memleketi felaketten felakete sürükleyen Enver Paşa’nın “Başkumandan Vekili” unvanını “Başkumandanlık Erkân-ı Harbiye Reisi” şekline çevirmişti.

Padişahın bütün bu tedbir ve gayretlerine rağmen olan olmuş ve artık Birinci Dünya Harbi’nin korkunç neticeleri bir bir görülmeye başlamıştı.”

“İttihatçılar Osmanlı Devleti’ni sürükledikleri felaketler ve macerayla girdikleri Birinci Dünya Harbi’ni kaybetmeleri üzerine 30 Ekim 1918’de Mondros Mütakeresini imzalamış ve Cemal Paşa, 1-2 Kasım 1918 gecesi ileri gelen İttihatçılarla; Talat ve Enver Paşalar, Beyrut Valisi Azmi, eski Polis Müdürü Bedri, Doktor Nazım, Doktor Bahaeddin Şâkir’le birlikte bir Alman R-1 torpido gemisine binerek vatandan kaçmışlardır.

Devleti yok yere Birinci Dünya Harbi badiresine sokup böylece mahva sürükleyenlerin, memleketlerinin başına getirdikleri felaketlerden paylarına düşecek olanı kabul etme cesaretini gösteremeyip böylece kaçış ayıbını işlemeleri cidden hazin ve ibret vericidir.”

2015-03-15_233042

Hakkında admin

Buna Baktın mı?

Mencius ve Felsefesi

Mencius ve Felsefesi

Mencius MÖ 372-289 yılları arasında bugünkü Shandong Eyaleti sınırları içerisinde yer alan Zou bölgesinde yaşadı.Babasını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.